Harika geri bildirimler! Şimdi makaleyi güncelleyeyim:
Değişiklikler:
- Sinem için Andreus vurgusunu kaldırıyorum, "Sinem the lonewolf" konsepti
- Sözleşme/retainer olmadığını, organik işbirliği olduğunu vurguluyorum
- Damla için oyun öncesi deneyimi ekliyorum (Turkcell, LEGO, ajans deneyimi, KWORKS/ATOM mentörlük)
Kadrosuz Şirket: Çalışan Yerine Orkestra Şefi (Güncellenmiş)
Geçen ay bir startup kurucusuyla konuşuyordum. "CTO arıyorum" dedi. Sordum: "Full-time mi?" Cevabı ilginçti: "Hayır, aslında full-time birine ihtiyacım yok. Haftada 10-15 saat yeter. Ama part-time CTO nasıl bulunur?"
Bu soru, önümüzdeki on yılın iş gücü dönüşümünü özetliyor.
Ben bu modeli zaten yaşıyorum. plugged.in'i geliştirirken yanımda full-time çalışan yok. Ama yalnız da değilim. Yatırım stratejisi için İzmir'den Sinem'le, marketing için California'dan Damla'yla çalışıyorum. Aramızda klasik bir sözleşme yok. Retainer fee yok. Sadece karşılıklı değer ürettiğimiz, organik bir işbirliği var.
Bu, geleceğin iş modeli.
Mevcut Model Neden Çalışmıyor
Geleneksel istihdam modeli 20. yüzyılın fabrika mantığına dayanıyor:
- Çalışan sabah 9'da gelir, akşam 6'da gider
- Şirket maaş öder, SGK öder, vergi keser
- Çalışan masa başında oturur, "hazır ve nazır" bekler
- Şirket hem üretken zamanı hem de boş zamanı satın alır
Bu model, fiziksel üretim için mantıklıydı. Montaj hattında işçi lazımsa, o işçinin orada olması gerekir.
Ama bilgi işçileri için bu model giderek anlamsızlaşıyor:
Zaman ≠ Çıktı: Bir yazılımcı günde 2 saat "akış" halinde 8 saatlik toplantıdan daha fazla iş çıkarır.
Uzmanlık parçalandı: Şirketlerin full-time siber güvenlik uzmanına, full-time veri bilimciye, full-time DevOps mühendisine ihtiyacı yok—bu uzmanlıklara haftada birkaç saat ihtiyacı var.
Coğrafya anlamsızlaştı: En iyi yatırım stratejisti İzmir'de olabilir. En iyi gaming marketingci California'da. Neden aynı ofiste oturmak zorundalar?
Overhead katlanıyor: Her çalışan için HR, muhasebe, ofis alanı, ekipman, eğitim, yönetim zamanı... Gerçek maliyet maaşın 1.5-2 katı.
Yeni Model: Uzman + Ajan Paketi
Şimdi farklı bir senaryo düşünün:
Bir CTO ile anlaşıyorsunuz. Ama onu "işe almıyorsunuz." Onunla işbirliği yapıyorsunuz:
- Karşılıklı değer üretimi
- Herkes kendi işinin sahibi
- Formal sözleşme şart değil—güven ve sonuç odaklı ilişki
- Çıktıyla değerlendirilir, oturduğu saatle değil
Bu model, herkesin kazandığı bir denklem:
Taraf | Eski Model | Yeni Model |
|---|---|---|
Şirket | 150.000₺/ay full-time | Proje bazlı, esnek maliyet |
Uzman | Tek işverene bağımlı | Çoklu işbirliği, özgürlük |
İlişki | Hiyerarşik | Eşitler arası |
Gerçek Hayat Örneği: plugged.in Ekibi
Teoriyi bırakıp gerçeğe bakalım. plugged.in'de nasıl çalışıyorum?
Yatırım ve AB Pazarı: Sinem Toktay Orpak
Sinem, İzmir'den çalışan bağımsız bir strateji danışmanı. Uzmanlık alanı: AB pazarına stratejik yatırımlar, M&A ve sermaye toplama.
Kendisi için "lonewolf" tabirini kullanıyor—ve bu tam olarak yeni çalışma modelinin özeti. Kurumsal bir yapıya bağlı değil, kendi uzmanlığını kendi kurallarıyla sunuyor.
Aramızda klasik bir danışmanlık sözleşmesi yok. Retainer fee yok. Alman iş kültüründen gelen "her şey yazılı olmalı" anlayışının tam tersi bir yaklaşım. Güvene dayalı, sonuç odaklı, organik bir işbirliği.
plugged.in'in AB pazarına açılması, yatırımcı ilişkileri, sermaye stratejisi konularında birlikte çalışıyoruz. O sadece benimle değil—AB pazarına açılmak isteyen birçok şirketle aynı modelde işbirliği yapıyor.
Marketing ve Global Pazarlama: Damla Gazaille
Damla'nın hikayesi, "kadrosuz şirket" modelinin neden işe yaradığını mükemmel özetliyor.
Gaming sektörüne odaklanmadan önce, Türkiye'de yaklaşık 10 yıl pazarlama ajanslarında çalıştı. Turkcell, LEGO gibi büyük markalarla projeler yürüttü. Marka stratejisi, entegre kampanyalar, pazar iletişimi konularında derinlemesine deneyim kazandı.
Ajans işinin yanı sıra eğitim ve mentorluk rolleri de üstlendi. KWORKS ve ATOM gibi programlarda startup'lara ve profesyonellere mentorluk yaptı. Bu, onun sadece "iş yapan" değil, aynı zamanda "öğreten" biri olduğunu gösteriyor.
Amerika'ya taşındıktan sonra odağını gaming ve teknoloji sektörüne kaydırdı. Şimdi Lucene Creative çatısı altında uluslararası oyun stüdyolarına ve startup'lara danışmanlık veriyor. Özellikle Kuzey Amerika pazarına açılma, marka konumlandırma ve stratejik ortaklıklar konusunda çalışıyor.
LinkedIn'de 10.000, Twitter'da 19.000 takipçisi var—bu rakamlar organik olarak, gerçek değer üreterek kazanılmış.
Damla ile de klasik bir müşteri-ajans ilişkimiz yok. plugged.in'in marketing stratejisi, içerik planlaması, sosyal medya varlığı konularında işbirliği yapıyoruz. O kendi işini yönetiyor, ben kendi işimi yönetiyorum. Kesiştiğimiz noktalarda değer üretiyoruz.
Sonuç: Üç Kıtadan Bir Ekip
Şu tabloya bakın:
İsim | Konum | Uzmanlık | Geçmiş | Model |
|---|---|---|---|---|
Ben | Ankara | Teknik, ürün | 20+ yıl IT altyapı | Kurucu |
Sinem | İzmir | Yatırım, AB pazarı | M&A, sermaye | Bağımsız "lonewolf" |
Damla | California | Marketing, global | 10 yıl ajans + gaming | Bağımsız danışman |
Üç farklı şehir, üç farklı zaman dilimi, üç farklı uzmanlık alanı. Hiçbirimiz birbirimizin "çalışanı" değiliz. Aramızda formal sözleşme yok. Hepimiz kendi işlerimizi yönetiyoruz. Ama ortak projelerde değer üretiyoruz.
Bu, "kadrosuz şirket" modelinin canlı örneği.
Sözleşmesiz Çalışmak Mümkün mü?
Sinem'in vurguladığı bir nokta var: "Sözleşmemiz yok, retainer fee'miz yok."
Bu, geleneksel iş anlayışına aykırı görünebilir. "Ya biri sözünden dönerse? Ya ödeme yapılmazsa? Ya fikri mülkiyet sorunu çıkarsa?"
İşte yeni modelin temel farkı: güven ekonomisi.
Klasik model, güvensizlik üzerine kurulu. "İnsanlar fırsat bulursa kaçar" varsayımı. Bu yüzden sözleşmeler, cezai şartlar, avukatlar.
Yeni model, güven üzerine kurulu. "Değer üretirsem, karşılığını alırım" varsayımı. Sözleşme yerine itibar. Cezai şart yerine referans.
Bu nasıl çalışıyor?
Şeffaf KPI'lar: Herkesin performansı görünür. Damla'nın 19.000 Twitter takipçisi, Sinem'in deal geçmişi, benim GitHub'daki kodlarım. Kimse saklayamaz.
Network etkisi: Kötü davranış yayılır. Freelancer/danışman dünyası küçük. Ödeme yapmayan, saygısız davranan tarafla kimse çalışmak istemez.
Karşılıklı bağımlılık: Ben onlara değer sağlıyorum, onlar bana. İlişkiyi bozmak iki tarafın da zararına.
Düşük commitment, kolay çıkış: Yıllık sözleşme yok. İşe yaramıyorsa, iki taraf da nazikçe ayrılabilir. Bu paradoks olarak ilişkiyi daha sağlıklı kılıyor—çünkü kimse "mecbur" değil.
Ajanlar Denklemi Değiştiriyor
Bu model neden şimdi mümkün hale geliyor? Çünkü AI ajanları bir kişinin kapasitesini katlıyor.
Eskiden bir CTO'nun darboğazı zamanıydı:
- Kod review: 2 saat
- Mimari döküman: 4 saat
- Teknik mülakat: 1 saat
- Güvenlik denetimi: 3 saat
Günde 8 saat varsa, bir şirkete ancak yetiyordu.
Şimdi ajanlarla:
- Kod review: Ajan ön tarama yapar, insan sadece kritik kısımlara bakar (30 dk)
- Mimari döküman: İnsan ana kararları verir, ajan dokümante eder (1 saat)
- Teknik mülakat: Ajan ön eleme yapar, insan finalistlerle görüşür (30 dk)
- Güvenlik denetimi: Ajan otomatik tarama, insan bulguları değerlendirir (45 dk)
Aynı uzman şimdi birden fazla projeye kaliteden ödün vermeden katkı sağlayabilir.
Damla'nın durumunu düşünün: 10 yıllık ajans deneyimi + gaming sektörü bilgisi = derin uzmanlık. Ama içerik takvimi oluşturmak, posting planlamak, analytics raporlamak? Bunlar AI ajanlarla hızlandırılabilir. Böylece stratejik değer üretmeye daha fazla zaman kalıyor.
Şeffaf KPI'lar: CV Öldü, Dijital Ayak İzi Doğdu
Bu modelin çalışması için bir şey daha gerekiyor: güven. Birini işe almadan nasıl güveneceksiniz?
İşte burada dijital çağın hediyesi devreye giriyor: herkesin ayak izi görünür.
Damla ile çalışmaya karar vermeden önce ne yaptım?
- LinkedIn profiline baktım: 10.000 takipçi, Turkcell/LEGO gibi markalarda geçmiş
- Twitter'ına baktım: 19.000 takipçi, gaming komünitesinde gerçek varlık
- Mentorluk geçmişine baktım: KWORKS, ATOM programları
- İçeriklerine baktım: Sektörü anlayan, özgün bakış açısı olan biri
Hiçbir CV bu kadar bilgi vermezdi. Ve en önemlisi: bu bilgiler manipüle edilemez. 10 yıllık ajans deneyimi, gerçek müşteriler, gerçek projeler.
Sinem için de aynısı geçerli. AB pazarındaki deal geçmişi, network'ü, referansları—hepsi araştırılabilir.
Meslek Bazında Şeffaf KPI'lar
Meslek | Görünür Metrikler | Nereden Bakılır |
|---|---|---|
Yazılımcı | GitHub stars, commit history | GitHub, Stack Overflow |
Pazarlamacı | Takipçi, engagement, büyüttüğü hesaplar | LinkedIn, Twitter/X |
Tasarımcı | Portfolio, beğeniler | Behance, Dribbble |
Yatırım/Strateji | Deal history, network | LinkedIn, Crunchbase |
Mentör/Eğitimci | Program katılımları, referanslar | LinkedIn, program siteleri |
"Lonewolf" Ekonomisi
Sinem'in kendini tanımladığı "lonewolf" tabiri çok şey anlatıyor.
Geleneksel kariyer yolu: Şirkete gir → Terfi al → Daha büyük şirkete geç → Emekli ol
Lonewolf yolu: Uzmanlık geliştir → Bağımsız çalış → Değer ürettiğin projeler seç → Özgür ol
Bu ikinci yol herkes için değil. Güvence istiyor. Düzenli maaş istiyor. Belirsizlikle baş edemiyorsanız, kurumsal yapı daha uygun.
Ama giderek daha fazla insan "lonewolf" yolunu seçiyor. Çünkü:
- Gelir tavanı yok: Değer ürettiğiniz kadar kazanırsınız
- Özgürlük: Çalışmak istemediğiniz projeye "hayır" diyebilirsiniz
- Çeşitlilik: Tek bir şirketin tek bir sorunuyla sınırlı değilsiniz
- Coğrafi bağımsızlık: California'dan, İzmir'den, Ankara'dan—fark etmez
Damla Amerika'ya taşınmış, Sinem İzmir'de, ben Ankara'dayım. Üçümüz de kendi lonewolf yolumuzdayız. Ve kesiştiğimiz projelerde birlikte değer üretiyoruz.
Şirket Perspektifi: Kadrosuz Organizasyon
Bu dönüşümü benimseyen şirketler nasıl görünecek?
Çekirdek kadro minimuma iniyor:
- CEO/Kurucu (vizyon ve strateji)
- Belki 1-2 operasyon insanı
- Geri kalan herkes işbirliği bazlı
Uzman ağı oluşuyor:
- CTO-as-a-Service
- CFO-as-a-Service
- CMO-as-a-Service
- Her uzman kendi ajan stack'iyle geliyor
İlişki modeli değişiyor:
- Sözleşme → Güven
- Hiyerarşi → Eşitlik
- Kontrol → Özerklik
- Saat bazlı → Sonuç bazlı
plugged.in tam olarak bu modelde çalışıyor. Full-time çalışanım yok. Ama İzmir'den yatırım stratejisi, California'dan marketing desteği alıyorum. Aramızda formal sözleşme yok—ama karşılıklı saygı ve değer üretimi var.
Sosyal Güvence Sorunu
Bu modelin en büyük soru işareti: sosyal güvence.
Geleneksel istihdam, çalışana sağlık sigortası, emeklilik, işsizlik güvencesi sağlıyordu. Lonewolf modelinde bunlar bireyin sorumluluğuna geçiyor.
Türkiye'de Bağ-Kur sistemi var ama prim oranları ve emeklilik koşulları dezavantajlı. Bu alanda reform kaçınılmaz—çünkü iş gücünün yapısı değişiyor.
Bazı ülkeler çözüm arıyor:
- Hollanda'da "zzp" (serbest çalışan) statüsü
- ABD'de bireysel sağlık sigortası seçenekleri
- Bazı ülkelerde evrensel temel gelir denemeleri
Bu sorun çözülmeden "kadrosuz şirket" modeli herkes için geçerli olamaz. Ama trend açık: giderek daha fazla insan bu yolu seçiyor, düzenlemeler de takip edecek.
Sonuç: Orkestra Şefi Metaforu
Gelecekte şirket yönetmek, bir orkestra şefliğine benzeyecek.
Şef enstrüman çalmaz. Şef, her biri kendi enstrümanında uzman olan müzisyenleri koordine eder. Şefin değeri, doğru insanları bir araya getirmek, tempo ve yönü belirlemek, uyumu sağlamaktır.
Geleceğin CEO'su da aynı: kendi kadrosunu tutmak yerine, bağımsız uzmanlarla işbirliği yapacak. Her uzman kendi alanında "lonewolf". CEO'nun işi, bu lonewolf'ları doğru zamanda, doğru projede bir araya getirmek.
Ben şu an tam olarak bunu yapıyorum. Ankara'dan teknolojiyi yönetiyorum. İzmir'den yatırım stratejisi alıyorum. California'dan marketing desteği alıyorum. Aramızda sözleşme yok, retainer yok—sadece güven ve karşılıklı değer var.
Üç kıta, üç uzmanlık, üç lonewolf, bir proje.
Bu dünyaya hazır mısınız?

