Uzun süredir sosyal medyayla hiçbir etkileşimim yok. Twitter'ı açmıyorum. Instagram'a bakmıyorum. LinkedIn'de gezinmiyorum. Haber sitelerinde "bir tık daha" yapmıyorum.
İlk başta zor oldu. Elim telefona gidiyordu. "Acaba ne oldu?" merakı sızıyordu. FOMO (Fear of Missing Out) gerçekti.
Sonra bir şey fark ettim: hiçbir şey kaçırmıyorum.
Dünya dönmeye devam ediyor. Önemli haberler bir şekilde bana ulaşıyor. Arkadaşlarım hâlâ arkadaşım. Ve en önemlisi: yıllardır üretemediğim kadar üretiyorum.
Ucuz Dopamin Ekonomisi
Beynimiz dopamin arıyor. Bu evrimsel bir gerçek—dopamin bizi hayatta tutan şeylere (yemek, üreme, sosyal bağ) yönlendiriyor.
Sosyal medya bu sistemi hack'ledi.
Her like bir dopamin damlası. Her bildirim bir dopamin damlası. Her yeni post, her yorum, her retweet... Damla damla, sürekli, bitmeyen bir akış.
Sorun şu: bu ucuz dopamin. Minimum eforla, anında, sınırsız miktarda erişilebilir.
Ve ucuz dopamine alışan beyin, pahalı dopamini istemez hale geliyor.
Pahalı dopamin nedir? Zor bir problemi çözmek. Bir projeyi bitirmek. Bir makale yazmak. Bir ürün geliştirmek. Bunlar da dopamin veriyor—ama saatler, günler, haftalar sonra. Çaba gerektiriyor. Belirsizlik içeriyor. Başarısızlık riski var.
Beyin ekonomik düşünür: "Neden saatlerce uğraşayım ki? Twitter'ı açsam hemen dopamin alırım."
İşte tuzak bu.
Sıkılmak: Kayıp Bir Sanat
Ne zaman son kez sıkıldınız?
Gerçekten sıkıldınız—telefona bakmadan, bir şey izlemeden, bir şey okumadan, sadece boş oturarak?
Muhtemelen hatırlamıyorsunuz. Çünkü sıkılmaya fırsat vermiyoruz kendimize.
Kuyrukta beklerken: telefon. Yemek yerken: video. Tuvalette: haber sitesi. Uyumadan önce: sosyal medya. Uyandığında ilk iş: sosyal medya.
Her boşluk anında dolduruluyor. Her sessizlik gürültüyle kapatılıyor. Her sıkıntı anında kaçılıyor.
Ama sıkılmak değerli.
Sıkıldığınızda beyin başka şeyler aramaya başlıyor. Düşünceler birbirine bağlanıyor. Fikirler ortaya çıkıyor. Yaratıcılık sessizlikte doğuyor.
Newton elma ağacının altında sıkılırken yerçekimini düşündü. Archimedes banyoda sıkılırken "Eureka!" dedi. Einstein patent ofisinde sıkıcı bir işte çalışırken görelilik teorisini geliştirdi.
Büyük fikirler boşlukta doğar. Ama boşluk bırakmıyorsak, fikirlere yer de bırakmıyoruz.
Kendi Deneyimim
plugged.in'i 10 ayda geliştirdim. 14 repository. Binlerce satır kod. Onlarca blog yazısı. Federation mimarisi. Revenue modeli.
Bunu sosyal medya bağımlısıyken yapamazdım.
Çünkü bu tür bir iş derin çalışma gerektiriyor. Cal Newport'un "Deep Work" dediği şey: kesintisiz, odaklanmış, uzun süreli konsantrasyon.
Derin çalışma için gerekli olan:
- 2-4 saatlik kesintisiz bloklar
- Tek bir probleme odaklanma
- Dış uyaranların yokluğu
- Zihinsel enerji rezervi
Sosyal medya bunların hepsini sabote ediyor:
- Her bildirim bir kesinti
- Dikkat sürekli parçalanıyor
- Dış uyaran bombardımanı
- Zihinsel enerji ucuz dopamine harcanıyor
Sosyal medyayı bıraktığımda, günde 2-3 saat "kazandım". Ama asıl kazanç bu değildi. Asıl kazanç: kalan saatlerin kalitesi arttı. Parçalanmış dikkat yerine sürekli akış. Yüzeysel gezinme yerine derin dalış.
"Ama Dünyadan Kopmaz mıyım?"
Bu en yaygın korku. "Sosyal medya olmazsa haberleri nasıl takip ederim? Trendleri nasıl yakalarım? Dünyadan kopmaz mıyım?"
İşte keşfettiğim şey: kopmuyorsunuz.
Gerçekten önemli haberler size ulaşıyor. Arkadaşlarınız söylüyor. Aile WhatsApp grubunda paylaşılıyor. İş toplantılarında bahsediliyor. Google araması yapınca çıkıyor.
Öğrenemediğiniz şeyler? Önemsiz şeyler. Hangi ünlü ne dedi. Hangi tweet viral oldu. Hangi tartışma gündem oldu.
6 ay sonra geriye dönüp bakın: "Kaçırdığınız" şeylerin %99'unu kimse hatırlamıyor bile. Çünkü önemli değillerdi.
Sosyal medya, önemsiz şeyleri önemli gibi sunma makinesi. Her gün yeni bir "kriz", yeni bir "skandal", yeni bir "olay". Ertesi gün unutuluyor, yerini yenisi alıyor.
Bu döngüden çıkınca fark ediyorsunuz: dünyanın çoğu gürültü. Sinyal çok az. Ve sinyal, sosyal medya olmadan da size ulaşıyor.
Pratik Adımlar
"Tamam, ikna oldum. Nasıl yapacağım?"
1. Bildirimleri Kapat (Hepsini)
Telefonunuzdaki tüm bildirimleri kapatın. Whatsapp, mail, sosyal medya, haber uygulamaları—hepsi.
"Ama acil bir şey olursa?" Gerçekten acilse ararlar. Mesaj atmazlar, ararlar.
2. Uygulamaları Sil
Sosyal medya uygulamalarını telefondan silin. Web'den erişebilirsiniz "gerekirse"—ama tarayıcıdan girmek ekstra efor gerektiriyor. Bu sürtünme, otomatik davranışı kırıyor.
3. Sabah Ritüelini Değiştir
Çoğu insan uyandığında ilk iş telefonu kontrol eder. Bu, güne "reaktif" modda başlamak demek—başkalarının gündemi sizin gündeminizi belirliyor.
Alternatif: ilk 1 saat telefonsuz. Kahve, düşünce, plan. Kendi önceliklerinizle başlayın, başkalarının gürültüsüyle değil.
4. Sıkılmaya İzin Ver
Kuyrukta bekliyorsun. Telefona uzanma. Asansördesin. Telefona uzanma. Yemek pişirirken bekliyorsun. Telefona uzanma.
Sadece... bekle. Düşüncelerinle kal. Etrafına bak. Sıkıl.
İlk başta rahatsız edici. Sonra özgürleştirici.
5. "Kontrol Saatleri" Belirle
Tamamen kesmek zor geliyorsa, günde 1-2 "kontrol saati" belirle. Örneğin: öğle arası 15 dakika, akşam 15 dakika.
Bu saatler dışında yasak. Saat gelince bakarsın—ve muhtemelen "acil" hiçbir şey olmadığını görürsün.
Yaratıcılığın Sessizliğe İhtiyacı Var
En değerli fikirlerim ne zaman geldi?
- Duşta (telefon yok)
- Yürürken (telefonsuz yürüyüş)
- Uyumadan önce karanlıkta (ekran yok)
- Uzun araba yolculuklarında (tek başına)
Ortak nokta: sessizlik ve boşluk.
Beyin sürekli uyarılıyorsa, arka planda işlem yapamıyor. Bilinçaltı bağlantılar kuramıyor. Yaratıcılık fırsat bulamıyor.
Sosyal medya bağımlılığı sadece zaman kaybı değil. Yaratıcılık kaybı. Potansiyel kaybı. Olabileceğiniz kişiden uzaklaşma.
"Sıkıcı" Olmak Bir Süper Güç
Sosyal medyada aktif olmamak "sıkıcı" görünebilir. Paylaşımınız yok. Beğenileriniz yok. "Dijital varlığınız" yok.
Ama bu "sıkıcılık" aslında bir süper güç.
Çünkü dikkat en kıt kaynak. Ve dikkatinizi nereye harcadığınız, ne olduğunuzu belirliyor.
Dikkatinizi sosyal medyaya harcarsanız: başkalarının hayatını izleyen, başkalarının fikirlerini tüketen, başkalarının gündemine reaktif biri olursunuz.
Dikkatinizi kendi işinize harcarsanız: üreten, yaratan, inşa eden biri olursunuz.
10 ay önce plugged.in'e başladığımda seçim yaptım: üretici mi tüketici mi olacağım?
Cevap açıktı.
Sonuç: Sıkılabilmek Bir Lüks
Modern dünyada sıkılabilmek bir lüks. Her an, her yerde, sınırsız "eğlence" erişimi var. Sıkılmak için bilinçli çaba gerekiyor.
Ama bu lüks, aynı zamanda en değerli yatırım.
Sıkılabilen insan düşünebilir. Düşünebilen insan yaratabilir. Yaratabileni insan değiştirebilir.
Size sıkılabileceğiniz günler diliyorum.
Telefonunuzun şarjının bittiği, internetin kesildiği, yapacak "bir şey" olmadığı günler.
O günlerde kendinizle baş başa kalacaksınız. Düşüncelerinizle yüzleşeceksiniz. Ve belki—belki—o sessizlikte, hayatınızı değiştirecek bir fikir doğacak.
Ucuz dopamini bırakın. Pahalı konsantrasyonu seçin.
Sıkılın. Yaratın. Üretin.
Sosyal medya yarın da orada olacak. Ama bugün geçiyor.

