Blog'a Dön
Operasyonel Bilgelik

%80'de Bırakma Erdemi: Mükemmeliyetçilik Bir Hastalıktır

Mühendislik eğitimi bize %100'ü hedeflemeyi öğretir, ama sektör deneyimi %80'de durmanın erdem olduğunu. Pareto'dan YAGNI'ye, "biraz daha" tuzağından kurtulma rehberi.

Cem Karaca
Cem Karaca
Girişimci, VeriTeknik kurucusu
9 Ocak 2026
5 dk okuma
%80'de Bırakma Erdemi: Mükemmeliyetçilik Bir Hastalıktır

Mükemmeliyetçilik bir erdem değil, bir hastalıktır.


Genç bir mühendistim. Bir script yazıyordum. Çalışıyordu. İşini görüyordu. Ama kod "çirkin" geldi. Refactor ettim. Sonra edge case'ler için kontroller ekledim. Sonra hata mesajlarını daha açıklayıcı yaptım. Sonra logging ekledim. Sonra configurable yaptım. Sonra...

3 gün sonra hâlâ aynı script üzerinde çalışıyordum. 2 saatte bitecek iş, 3 güne yayılmıştı. Ve en kötüsü: Script'in ilk versiyonu zaten işi görüyordu.

O gün öğrenmedim bu dersi. Yıllar sonra, onlarca benzer deneyimden sonra anladım:

%100'e ulaşmak imkansızdır. Çünkü %100 sonsuza yakınsar.


Pareto'nun Gizli Dersi

Pareto ilkesini herkes bilir: Sonuçların %80'i, çabanın %20'sinden gelir.

Ama bunun tersini kimse konuşmaz:

Kalan %20'lik iyileştirme, çabanın %80'ini yer.

Bir projeyi %80 tamamlamak 2 hafta sürer. %90'a çıkarmak 2 hafta daha. %95'e çıkarmak 4 hafta daha. %99'a çıkarmak... ne kadar sürer bilmiyorum, çünkü hiç ulaşamadım.

Ve %100? %100 diye bir şey yok. Her "tamamlandı" anında yeni bir eksiklik görürsün. Çünkü bakış açın değişir, standartların yükselir, yeni edge case'ler keşfedersin.

%100'ü kovalamak, ufuk çizgisini kovalamaktır. Ne kadar yürürsen yürü, hep aynı uzaklıkta.


"Biraz Daha" Tuzağı

Mükemmeliyetçiliğin en sinsi hali "biraz daha" düşüncesidir:

  • "Biraz daha test yazayım"
  • "Biraz daha dokümantasyon ekleyeyim"
  • "Biraz daha optimize edeyim"
  • "Biraz daha güzelleştireyim"

Her "biraz daha" makul görünür. Kim test yazmaya, dokümantasyona, optimizasyona karşı çıkabilir?

Ama "biraz daha"lar toplanır. Ve bir bakmışsın, 2 saatlik iş 2 haftaya, 2 haftalık proje 2 aya yayılmış.

Asıl soru şu: Bu "biraz daha" gerçekten değer katıyor mu, yoksa sadece benim mükemmeliyetçiliğimi tatmin mi ediyor?

Çoğu zaman ikincisi.


%80 Ne Demek?

%80'de bırakmak, yarım yamalak iş yapmak değil. Şunu demek:

İşlevsel: Çalışıyor. Beklenen görevi yerine getiriyor.

Güvenilir: Temel hatalar giderilmiş. Kritik edge case'ler düşünülmüş.

Sürdürülebilir: Başkası bakabilir. Tamamen anlaşılmaz değil.

%80, profesyonel standarttır. Müşteriye, patrona, ekip arkadaşına teslim edilebilir.

Kalan %20 ise genellikle şunlar:

  • Kimsenin kullanmayacağı özellikler
  • Asla gerçekleşmeyecek edge case'ler
  • Sadece senin göreceğin "çirkinlikler"
  • Teorik performans iyileştirmeleri

Bu %20 için harcanan zaman, başka bir işin %80'ini tamamlamaya yetebilirdi.


Gerçek Maliyet

Mükemmeliyetçiliğin görünür maliyeti zaman. Ama görünmez maliyetleri daha ağır:

Fırsat maliyeti: %100'ü kovalarken kaçırdığın diğer işler, projeler, müşteriler.

Enerji maliyeti: Zihinsel yorgunluk. Tükenmişlik. Motivasyon kaybı.

Yaşam maliyeti: Geç kalınan akşam yemekleri. Kaçırılan hafta sonları. Ertelenen tatiller.

20 yıl önce her işi %100 yapmaya çalışıyordum. Gece 2'ye kadar çalışıyordum. Hafta sonları "biraz daha" diye oturuyordum.

Ne kazandım? Hiçbir şey. O "mükemmel" kodların çoğu şimdi çoktan çöpe gitti. O sistemler değişti, o projeler kapandı.

Kaybettiğim şeyler hâlâ kayıp.


Bırakmasını Bilmek

Zor olan, %80'i tanımaktır. "Yeterince iyi" ne zaman yeterince iyi?

Kendime şu soruları soruyorum:

1. Çalışıyor mu? Temel işlevi yerine getiriyor mu? Evet → Devam et.

2. Bir sonraki adım kritik mi? Bu iyileştirme olmadan sistem çöker mi, müşteri kaybeder miyim, güvenlik açığı mı var? Hayır → Bırakabilirsin.

3. Bu iyileştirmeyi kim fark edecek? Sadece ben mi? Muhtemelen gerekli değil.

4. Aynı zamanı başka neye harcayabilirdim? Başka bir iş daha mı değerli? Muhtemelen evet.

5. Yarın baksam ne düşünürdüm? "Neden buna bu kadar zaman harcadım?" diyeceksem, şimdi bırakma zamanı.


"Ama Ya..." Sendromu

Mükemmeliyetçiliğin en sevdiği kelime "ama ya..."dır:

  • "Ama ya bu edge case olursa?"
  • "Ama ya performans yetmezse?"
  • "Ama ya müşteri şikayet ederse?"

Bu "ama ya"ların çoğu asla gerçekleşmez. Ve gerçekleşirse? O zaman düzeltirsin.

Buna YAGNI derler: You Ain't Gonna Need It. İhtiyacın olmayacak.

Sorun olmadan çözüm üretmek, zamanı boşa harcamanın en kibar halidir.


Piyasaya Çıkmak

Yazılım dünyasında bir söz var:

"Utanmadığın bir ürün çıkardıysan, çok geç çıkarmışsın demektir."

İlk versiyon kusurlu olacak. Bu kesin. Ama piyasaya çıkmayan mükemmel ürünün değeri sıfırdır.

%80'lik bir ürün piyasaya çıkar, geri bildirim alır, iterasyon yapar, gelişir. %100'ü bekleyen ürün hiç çıkmaz.

Çıkmayan ürün gelir getirmez. Gelir getirmeyen iş sürdürülemez. Sürdürülemeyen iş biter.

Basit matematik.


Kime Kanıtlıyorsun?

Mükemmeliyetçiliğin kökenine indiğimde, genellikle şunu buluyorum: Kanıtlama ihtiyacı.

  • Kendime: "Ben iyi bir mühendisim"
  • Başkalarına: "Bakın ne kadar titizim"
  • Hayali eleştirmenlere: "Kimse kusur bulamasın"

Ama gerçekte kimse o kadar umursamıyor. Müşteri, çalışan bir çözüm istiyor. Patron, zamanında teslimat istiyor. Ekip arkadaşı, ilerleyebilmek istiyor.

%100'ü isteyen genellikle sadece sen varsın. Ve seni mutsuz eden de o.


Pratik Kurallar

Yılların deneyiminden çıkardığım kurallar:

1. İlk versiyon "çirkin" olabilir. Çalışsın yeter. Güzelleştirme sonra gelir—eğer gerekirse.

2. Timeboxing uygula. "Bu işe 4 saat ayırıyorum. 4 saat sonunda ne olduysa o."

3. "Done" tanımını önceden yap. Başlamadan önce "tamamlandı" neye benziyor, yaz. Oraya ulaşınca dur.

4. İkinci geçiş için izin iste. "Bunu iyileştirmek istiyorum" dediğinde, kendine sor: Bu iş bunu hak ediyor mu?

5. Geri bildirim döngüsünü kısalt. Erken çıkar, erken geri bildirim al. %80'de çıkarsan, yanlış %20'yi kovalamazsın.


Hayat Kısa

Bu yazının teknik bir dergi yerine kişisel bir blog yazısı gibi okunmasının sebebi var.

Mükemmeliyetçilik sadece iş yerinde değil, hayatın her alanında var. %100 ebeveyn olmaya çalışmak. %100 partner olmaya çalışmak. %100 sağlıklı yaşamaya çalışmak.

Hepsinde aynı tuzak. Hepsinde aynı sonuç: Tükenmişlik.

%80 ebeveyn, çocuğuyla vakit geçiren ebeveyndir. %100 ebeveyn olmaya çalışan, tükenmiş ve mutsuz ebeveyndir.

Hayat kısa. O %20'yi kovalayarak geçirmek için çok kısa.


Sonuç

20 yılda öğrendiğim en zor ders bu oldu: Bırakmasını bilmek.

Teknik beceriler öğrenilebilir. Yeni diller, frameworkler, araçlar. Bunlar kolay.

Ama "yeterince iyi"yi kabul etmek? Mükemmeliyetçilik dürtüsünü tanıyıp direnmek? Ekran başından kalkıp eve gitmek?

Bu zor. Çünkü içgüdüye karşı.

Ama bunu öğrendiğinizde, sadece daha iyi bir mühendis olmazsınız. Daha iyi bir insan olursunuz. Daha az yorgun. Daha az gergin. Daha çok zamanı olan.

%80'de bırakmak tembellik değil. Erdemdir.

Ve evet—bu yazıyı da %80'de bırakıyorum.


Cem Karaca, VeriTeknik

...