Hattat öldü. Matbaacı öldü. Sıra yazılım ekibinde.
2024 Mart'ında bir fikrim vardı: AI agent'ları yönetmek için bir platform. MCP protokolü üzerine inşa edilmiş, RAG destekli, çoklu LLM provider'ı destekleyen bir sistem.
Beş yıl önce olsa, bu fikri hayata geçirmek için ne gerekirdi?
- 3-4 backend developer
- 2 frontend developer
- 1 DevOps engineer
- 1 UI/UX designer
- 1 proje yöneticisi
Minimum 8-10 kişilik bir ekip. 18-24 aylık bir timeline. Milyonlarca lira yatırım.
10 ay sonra, Ocak 2025. Ortada ne var?
14 repository. Üretimde çalışan bir platform. 1,600+ MCP server entegrasyonu. 3 dilde SDK (JavaScript, Python, Go). Kendi protokolümüz (PAP). 60+ sayfa dokümantasyon. Canlı kullanıcılar.
Ekip? Ben.
Aracılar Ölür, Değer Kalır
Tarihe bakın. Aynı hikaye tekrar ediyor:
15. yüzyıl: Hattatlar el yazısıyla kitap kopyalıyordu. Bir İncil'i kopyalamak aylar sürerdi. Matbaa geldi. Hattatlar "ama el yazısının ruhu var" dedi. Matbaacılar kazandı.
20. yüzyıl: Dizgiciler, baskı operatörleri, dağıtımcılar. Gazete çıkarmak yüzlerce kişi gerektiriyordu. İnternet geldi. "Ama kağıdın hissi var" dediler. Blog yazarları kazandı.
21. yüzyıl: Yazılım ekipleri. Bir ürün çıkarmak için backend, frontend, DevOps, QA, PM... AI geldi.
Şimdi ne diyorlar, tahmin edin.
"Ama gerçek yazılımcının dokunuşu var." "AI kodu production-ready değil." "Kurumsal projeler için ekip şart."
Aynı şarkı. Farklı yüzyıl.
Ne Değişti?
Beş yıl önceki ben ile bugünkü ben arasında ne fark var? IQ'um artmadı. Günde 48 saat çalışmıyorum. Süper güçler kazanmadım.
Fark: Doğru soruları sormayı öğrendim.
Douglas Adams'ın Deep Thought'u 7.5 milyon yıl hesapladı ve cevabı buldu: 42. Sorun şuydu ki kimse soruyu hatırlamıyordu.
Bugün elimizde GPT-4, Claude, Gemini, Grok var. Deep Thought'tan hızlı, ucuz, 7/24 erişilebilir. Ama aynı tuzak hâlâ geçerli:
Dünyanın en güçlü AI'ı, yanlış soruya mükemmel cevap verir.
"Bana bir pazarlama stratejisi yaz" derseniz, size 12 maddelik genel geçer bir liste verir. TikTok dansları, influencer işbirlikleri, NFT kampanyaları... 2022'nin en iyi pratikleri.
"$30k aylık burn rate'i olan, post-iOS14 dünyasında B2B SaaS için en yüksek ROI'li müşteri edinme stratejisi" derseniz, bambaşka bir cevap alırsınız.
Aynı model. Aynı temperature. Tamamen farklı değer.
plugged.in: Bir Vaka Çalışması
10 ayda 14 repo nasıl çıktı? Sihir yok. Süreç var.
Hafta 1-2: Claude'a mimari tartışıyorum. "MCP proxy nasıl çalışmalı? STDIO mu, SSE mi, HTTP mi?" Saatlerce ileri-geri. Mimarinin her köşesini sorguladım.
Hafta 3-4: İlk kod. Ama ben yazmadım, Claude yazdı. Ben review ettim. "Bu edge case'de ne olur? Rate limiting nerede? Error handling eksik." Şef değildim, orkestra şefiydim.
Ay 2-3: RAG sistemi. Milvus, ChromaDB, pgvector karşılaştırması. "Hangi vector DB, hangi use case için optimal?" Cevabı aldım, uyguladım.
Ay 4-6: SDK'lar. Üç ayrı dilde, tutarlı API. "Python SDK'sı nasıl idiomatic olur? Go'da error handling convention'ı ne?" Her dilin best practice'lerini sordum, uyguladım.
Ay 7-10: PAP protokolü. Kendi agent lifecycle protokolümüz. RFC formatında dokümantasyon. "Zombie agent'ları nasıl önleriz? Heartbeat ile metrics neden ayrılmalı?" Sorular sorarak protokol tasarladım.
Her adımda aynı pattern: Soru → Cevap → Uygulama → Yeni soru.
Yeni Ekonomik Düzen
Eskiden iş modelleri net ayrılıyordu:
B2B: İşletme işletmeye satar. Büyük ekipler, uzun satış döngüleri. B2C: İşletme tüketiciye satar. Pazarlama bütçeleri, marka bilinirliği. C2C: Tüketici tüketiciye satar. Platformlar aracılığıyla.
Şimdi yeni bir kategori doğuyor:
C2B: Tek kişi, işletmelere satar.
Tek kişilik bir "şirket", enterprise-grade çözümler sunabiliyor. Çünkü AI, ekip ihtiyacını ortadan kaldırıyor.
Eskiden avantaj büyük şirketlerdeydi. Daha fazla kaynak, daha fazla insan, daha hızlı hareket.
Şimdi avantaj küçükte. Daha az koordinasyon, daha az toplantı, daha hızlı karar. Ve AI ile aynı çıktı kapasitesi.
Demokratikleşen Üretim
Matbaa bilgiyi demokratikleştirdi. Artık sadece manastırlar değil, herkes kitap basabiliyordu.
İnternet dağıtımı demokratikleştirdi. Artık sadece medya şirketleri değil, herkes yayın yapabiliyordu.
AI üretimi demokratikleştiriyor. Artık sadece şirketler değil, bireyler enterprise-grade yazılım üretebiliyor.
Bu ne demek?
- Girişimci için: Fikrinizi test etmek için 2 yıl ve 2 milyon dolar beklemenize gerek yok. 2 ay ve internet bağlantısı yeterli.
- Şirketler için: Tek kişilik rakipler çıkacak. Beklemiyordunuz, ama geliyorlar.
- Çalışanlar için: "10 kişilik ekip" artık 10 kişi gerektirmiyor. Ya orkestra şefi olursunuz, ya da orkestra üyesi.
"Ama Enterprise Projeler..."
Duyuyorum itirazı: "Tamam, hobi projeler için olabilir. Ama gerçek enterprise projeler için ekip şart."
plugged.in hobi projesi değil. Production'da çalışan, gerçek kullanıcıları olan, para kazanan bir platform.
PCI-DSS uyumlu veri merkezi yönetimi? 20 yıldır yapıyorum.
Kurumsal müşteriler için felaket kurtarma? Onlarca implementation.
AI agent orchestration? plugged.in.
Hepsi "enterprise-grade." Hepsi küçük ekiplerle veya tek başıma.
Enterprise, ekip büyüklüğü değil, kalite standardıdır.
Pratik: Nasıl Başlanır?
"Güzel hikaye, ama ben ne yapayım?" diyorsanız:
1. Prompt mühendisliğini öğrenin
Bu bir beceri. Öğrenilebilir. "Bana şunu yaz" demek yetmiyor. Rol, bağlam, kısıtlar, başarı kriterleri, başarısızlık tanımı... Medium makalemde detaylı bir template paylaştım.
2. Küçük başlayın
Tüm platformu ilk günde yapmaya çalışmayın. Bir API endpoint yazarak başlayın. Çalışıyor mu? Sonraki.
3. Review döngüsünü sıkılaştırın
AI kod yazıyor, siz review ediyorsunuz. Her review'da öğreniyorsunuz. Öğrendikçe daha iyi sorular soruyorsunuz.
4. Dokümante edin
AI'ya verdiğiniz context ne kadar zenginse, çıktı o kadar iyi. Kendi kararlarınızı, mimarinizi, constraint'lerinizi yazın. Bir sonraki session'da bu dokümanı context olarak verin.
5. Sabırlı olun, ama hızlı ilerleyin
Çelişkili gibi görünüyor ama değil. Her adımda sabırlı olun (aceleye getirmeyin), ama çok adım atın (beklemeden devam edin).
Beş Yıl Sonra
2030'da geriye bakacağız. "Bir yazılım projesi için 50 kişilik ekip kurardık" diyeceğiz. Gülümseyeceğiz. Tıpkı şimdi "bir kitap için hattat tutardık" dediğimizde gülümsediğimiz gibi.
Teknoloji aracıları ortadan kaldırır. Bu kaçınılmaz.
Soru şu: Siz aracı mısınız, yoksa değer üreten mi?
Aracıysanız, bir sonraki dalga sizi alacak. Değer üretiyorsanız, araçlarınız değişecek ama siz kalacaksınız.
Hattat değil, yazar olun. Dizgici değil, gazeteci olun. Kod yazıcı değil, ürün yapıcı olun.
Ve unutmayın—doğru soruyu soran, her zaman cevabı alır.
Evren bekliyor. Ve bu sefer sadece saniyeler sürüyor.
Cem Karaca, VeriTeknik
Dipnot: Douglas Adams haklıydı. Cevap 42 değildi, hiçbir zaman olmadı. Cevap, doğru soruyu sorma cesaretiydi. O cesareti gösterin.

